KAFAMDAKİ HUNİ

Bir Kafası Hunilinin Tırmaladıkları

Archive for the 'Kategorilenmemiş' Category

Kitapçıl Hunili…

İlginç bir gece yaşadım… Önsözümü yazmamıştım hiç.. Bunu da becerebiliyormuşum demek ki dedim kendi kendime.. Sonrasında başka bir önsöz okudum.. “Denemenin Denemesi” başlıklı.. İnsan hayatta yapmam dememeli ki daha önceden kurgulanmamış şeyler yaşadığında şaşkınlığın şaşkınlığını yaşamasın..
Unuttuğum kimi şeyleri hatırlatır mı bana bu girişin sonu bilmem ama içimde hoş bir telaş var. Öyle ki, yavaş yavaş, […]

Nasssıııı??

Haydeeeeeee!!! demek istiyorum.. Ömer Hayyam bitti şimdi elimde Hasan Sabbah var. Bu kitabın sindirimi daha da zor olacak çünkü okumuş olduğum Sabbah bilgilerini kökünden baltalıyor… Her sayfada “uleeemmm nasıl yani bu da mı böyle değilmiş?!” nidaları atıyor beynim. Misal Nizam-Ömer ve Hasan aynı okulda okumamış hatta arkadaş bile değillermiş.. Ayrı teleden çaldıklarından anlaşabilmeleri ise mümkün […]

Ay biliiivvv ay ken fılay!!

İki düğüm var elimde.. Çözülmeyi bekleyen.. Belki de gerçekten bir dönüm noktası bu düğümler.. Çözüldüklerinde güzellikleri de beraberinde getireceğine inanıyorum.. İlk önce şükrediyorum sonra dua ediyorum her gece.. İlk defa bu kadar yakın hissediyorum kendimi; herşey çok güzel olacak!
Korkularımın üstesinden gelmek için inancım ve azmim var, hiç olmadığı kadar.. Hissediyorum yepyeni şeyler olacak.. Hissediyorum ki […]

Yıldızların Efendisi…

Hekim bitti.. Bu kadar hızlı okursam olacağı odur işte! Neyse iki kitap daha yetişti imdadıma fakat maceralı oldu bu durum.. Nasıl mı? Şöyle.. Şimdi internetten yaptığım araştırmalar neticesinde, konudan da kopmamak için sevdiğim bölgeye uyumlu (Semerkant-Alamut-İsfahan-Nişabur) iki kitap keşfettim.. Malum bünye okuuu okuuuuu nidaları atıyorken kendimi dizginlemek zor olduğundan hemen bir kitapçıya gittim.. Bulamadım.. Ardından […]

Hekim..

Yine yurt yayınlarından leziz bir kitapla birlikteyim.. Kitabın adı “Hekim”. İsfahan’da geziniyorum yine.. 700 küsur sayfalık kitabın sanırım son 200 sayfası falan kaldı.. Yok yavaşlayamıyorum.. Hatta aklım fikrim sürekli kitapta.. Böyle hoş bir heyecan var içimde “acaba ne olacak şimdi.. Rob J’nin başına neler gelecek?”lerle dolu.. Bir yandan da hayıflanıyorum, bu bitince ne yapacağım ben […]

Oublié..

Yine kafamda bir savaş var.. Atlılar bir o yana bir de bu yana koşturuyorlar.. Tam o tarafa dört nala yol alıyorlar ki diyor ki karşı taraf, “yok olmaz sakın!” Hoop gerisin geriye dönüyorlar.. Bu defa öteki tarafın başındaki kükrüyor bütün ihtişamı ile, “Yaz işte ne yazacaksan! Ne tutuyorsun ki içinde?” ve tekrar öteki tarafa hücum.. […]

Stay Storng… Be Brave… (again..)

Gecenin bir yarısı yine bilindik ezgilerin, eşlik edebildiğim sözlerinde buldum kendimi… Bugünkü hırçınlığımı ve sebeplerini geçirdim kafamdan bir bir. Anlam veremeyişlerime bağlı olarak kafamda dolanan sorulara yanıtlar arandım durdum. Gözlerim doldu, sildim… Uzaklaşmak… Gitmek, farklı zaman dilimlerini, farklı dillerin konuşulduğu, kimsenin dokunmadığı, ilişmediği yerlerde kalmak… Bir kenara oturup gelip geçeni […]

Sen bana vaat misin lütuf musun sevgili?

Dünyada akla değer veren yok madem,
Aklı az olanın parası çok madem,
Getir şu şarabı, alın aklımızı:
Belki böyle beğenir bizi el alem! (Bkz.ÖMER HAYYAM)
Türkü yine o türkü.
Sazlarda tel değişti.
Yumruk yine o yumruk.
Bir varsa el değişti… (Bkz. NEYZEN TEVFİK)
Ben, gönlü temiz insana kurban olayım.
Gezsin başım üstünde benim, hoş tutayım.
Ham insanı al karşına, söylet azıcık,
Dön, sonra cehennem ne […]

Babam…

İki ay oldu be babacığım be.. Gittin.. Koca iki aydır yoksun.. Sonunda cesaret edip astık fotoğrafını duvara.. Gözlerine baktım az önce.. Seni hayal ettim sessiz sessiz.. Yine gidişin geldi aklıma.. Bir kelime bile edemeden.. Helalliğini bile isteyemeden gidişini.. Ne zor şeymiş bu baba.. Ne zormuş senin yokluğuna alışmak, alışmaya çalışmak.. Dört tabak koyduğumuz masaya üç […]

Rubaili Hikaye…

Hikayeye bak hele… Nasıl da oynuyor taşlar hergün yerinden.. Hele bir de mutsuz olmaksa niyetiniz hemencecik bir sebep düşüveriyor ayaklarınızın dibine.. Ya elinize alıp kucaklıyorsunuz sebebinizi ya da bir tekme atıp uzaklaştırıyorsunuz.. Kaçını birden tekmelemeli ki? Bacakları yorulur insanın tekmeler savurmaktan.. Vur vur kasları gelişir.. Koşmayı daha bi iyi becerir o zaman.. Sebebi önüne atıverenlerden […]

Sonraki Sayfa »